Candan ALP 2 Takipçi | 1 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Şiir

Yemek

Öykü

Bilim

Diğer İçeriklerim (177)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (2)

Sevgililer Günün Kutlu Olsun Beşiktaş'ım..

2013-02-14 18:27:00

Çocukken babama çok düşkündüm. Belki birlikte çok az vakit geçirebildiğimiz için böyleydi bilmiyorum, lakin bu düşkünlük annemi dahi ikinci planda bırakabilecek boyuttaydı. Günün her anında annemle beraberdim. Babam sabahları ben uyurken evden çıkar, geceleri ben uyuduktan sonra gelirdi. Yetmezmiş gibi sık sık uzun yola gider; şehir, hatta bazen ülke dışına çıkardı. Cep telefonu falan da hak getire. Babamı görebildiğim, yanında olabildiğim zamanlarda dünyayı unuturdum adeta bu yüzden. Ve annemin bunu hissettiğini, hatta buna üzüldüğünü düşünürdüm. Ne var ki ilgi duyduğum herşeyle ilgili oturup konuşabileceğim adam yine babamdı. Annem ne futboldan anlıyordu, ne de arabalardan.

Yaşım 7-8 civarıydı sanırım. O zamanlar cipslerin, sakızların içinden futbolcu resimleri, çıkartmaları, kartları çıkardı. Mahallede çocuklar arasında sükse sahibi olmanın yolu bunlardan geçerdi. Galatasaraylı, Fenerbahçeli futbolcu kartlarını bile değiş tokuşla Beşiktaş futbolcu kartlarına sahip olabilmek için biriktirirdik. O zamanların efsanesi eğer tüm futbolcu kartlarını toplayabilirsek forma sahibi olacağımızdı. Promosyon bu şekildeydi ama 1-2 futbolcu kartı kimsede yoktu. O kartları kimse tamamlayamadı, hepimizin tesellisi de bu oldu.

Yine babamın şehir dışında olduğu bir gün annemle bakkala gitmiştik. Bir paket cips aldık. Eve gelene kadar o hiç çıkmayan 1-2 futbolcu kartından birini bulabilmenin önemini anlatmış ve aldığımız cipsin içinde bende eksik olanlardan birinin olması için dua etmiştim. Eve geldim, cipsi açtım. İçinden futbolcu resmi değil, arma çıktı. Lakin Fenerbahçe arması.

Babama olan sevgimin gölgesinde kaldığını ve bu durumun kendisini üzdüğünü sandığım annem mutlu olsun diye o Fenerbahçe armasını iki katlı ranzamın hiç kullanmadığım üst kısmına yapıştırdım. Annem için bir şey yaptığımı düşünüyordum. Ona olan sevgimden, o üzülmesin diye. Babam bize sürpriz yapmış, habersizce çıkıp geldi. Evde yine bayram havası... Uzun zamandır beraber olamadığımız için nereye gitsem ona da gel diyordum evin içinde. Derken benim odaya girdik ve babam o malum manzarayı gördü. Oğlunun odasında Fenerbahçe arması. Onu oradan söküp attı, bana "sen Beşiktaşlısın" dedi. Ben durumu anlatmaya çalıştım ama pek de başaramadım sanki. Anneme üzülüp üzülmediğini sordum, üzülmediğini söyledi. Zaten sonra nereden bulmuşsa o da bana bir Beşiktaş forması aldı. Orjinal değildi ama o zamanlar bunu ayırt edecek kadar bilgi sahibi değildik elbet. O beyaz, Beko yazılı 7 numara, beni mahallede forması olan tek çocuk unvanına kavuşturmuştu. Artık futbolcu kartlarını toplamama gerek yoktu. Herkesin uğrunda çıkmayacak olan kartları tamamlamayı beklediği forma artık üzerimdeydi.

Sonra babamın işi biraz daha rahatlayınca maçları birlikte izlemeye başladık. Babam bana eskileri anlatmaya başladı. O bilet kuyruğunda betonda uyuduğu, ertesi sabah uyanıp kuyruktaki yerini aldığında polisten arbedede yediği bir copla yüzlerce sıra arkaya düştüğü günleri. Ben Beşiktaş'ı gittikçe daha çok sevdim. Bir müddet sonra babamın aşırı yüksek sesli gol sevinçlerinden korkan bir çocuk olmaktan çıkıp, gol olduğunda babamdan bile daha çok bağıran bir çocuk haline geldim. Çocukluğum bile anarşist geçti senin yüzünden.

Mahalle maçlarında ben kaleye geçerdim. Karşı takımın kalecisi de Beşiktaşlıydı. Mrmic olabilmek için çocuğu dövdüm bir gün, sonra o hep Fevzi oldu.
Haftasonu sen yenildiysen Pazartesi sürekli benim içinde olduğum bir olay patlardı okulda. Kaç defa disipline gittik.
Sonra maçlara gitmeye başladım. Sen Pazar maçları oynadığın haftalar, Pazartesi hep yarım gün devamsızlık işlerdi haneme. Devamsızlığım az mı dayandı 19,5 günlere...
Benden 4-5 yaş büyük bir çocuğa, berabere biten bir Galatasaray maçından sonra sırf "sizden daha iyi oynadık" dediği için kafa atıp 2-3 dişini ağzına dökmemi nasıl unuturum? Ya sonra annemin babama şikayet ettiğinde babamın aferin deyişini...
Peki ya maça giderken sıkı giyinmediğim için sinirlenip inşallah yenilirsiniz diyen annemle geldikten sonra 3 gün konuşmadığımı? (2-1 yenildik Fener'e)
Halilagic'in o malum geri pasından sonra yemeden içmeden kesildiğimi, o Valeranga maçını nasıl unuturum?
Rıza penaltıları hep direğin içine vuruyor diye korkudan televizyona bakamadığımı?
Peki ya babamın yanında ettiğim ilk küfür? Sağ alt köşedeki Sparta Prag - Lazio maçında son dakikada Prag'ın golü ve ana avrat düz gidip kafayı çevirdiğimde yanımda babamı görüşüm?
Ameliyata girecektim hani, kapıya kadar üzerimde formayla gittim. Artık çıkarmanız gerek dediklerinde asistana verirken formayı "iyi bakın ona" dediğimi senden ve benden başka kimse bilmiyor henüz.
Bir Gençlerbirliği maçında forma istediğim Şifo'dan beklemediğim bir karşılık aldığımda uğradığım hayal kırıklığını ne yapacağız peki? Şimdi forma isteyen değil, forma dağıtan bir adam olmaya çalışıyorum. Gülmeyi bilen çocuklar seni daha çok sevsin diye.
Hayatımdaki insanlar bile - hani şu çiçeği, hediyeyi normal fiyatının on katına alıp mutlu edelim diye bugünün ithaf edildiği insanlar - beni senden kıskandı biliyor musun?
Varsın olsun.

Sen de, ben de şimdi benim seni sevdiğim halimizden uzaklarda, o eski günleri özler - arar haldeyiz. Senin, sana yakışmayacak insanların yanında olduğunu düşünsem de, ve o insanları hiç affetmeyecek olsam da aslolan sensin. Onlar gider biz kalırız biliyorsun. Benim sana olan sevgimi hiçbir kuvvet dizginleyemedi bu zamana kadar, hayatımın sonuna kadar da bu böyle olacak. Son nefesimi verdiğimde son olduğunun bilincine varırsam eğer, o son nefeste son sözüm senin şanlı ismin olacak.

Ben seni sevmekte hep kendimi aştım ama ne kadar seversem seveyim hep sana yetersiz kaldım. Çünkü senin layık olduğun, benim verebildiğimden fazla oldu hep. Seni benim gibi sevenlerin arasından kendime bir yer buldum, oradan yazıyorum sana. Üstelik sadece bununla sınırlı değil. Annem artık futbolu takip ediyor, sen sahada ter dökerken sürekli dudaklarını kıpırdatıyor. Benim üzülmemem için yaptığını söylüyor ama içten içe kendisi de istiyor senin galip gelmeni biliyorum. Kimbilir, belki hala içinde olay çıkartacağımın korkusu vardır.

Benim güzel Beşiktaş'ım. Seninle iki sevgilinin yaşayabileceklerini kıskandıracak ne çok şey paylaştık. Adına sevgili dediğimize bakma, biz sana ömürlük gönül nikahlıyız. Sana bu satırları uzaklardan yazsak da, gün gelecek yeniden beraber olacağız.

Bomboş Kapalı önünde girdiğin ilk Sevgililer Günü kutlu olsun.

148
0
0
Yorum Yaz